arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘film incelemesi’

Y Tu Mamá También (2001) filmi hakkındaki düşüncelerim

Salı, 14 Mar 2017 yorum yok

“Yok olurken… dünya da yok olurken, ölüm, tesadüfi olarak bir adım mesafede/ ötede/ beride dururken, bu ölümün peşinden/ önünden, facianın yanı sıra, hep beraber giderken… ortak hiçbir şeyleri olmayanların ortaklığında, ölümü -hayatı- anlamlandıracak bir duygudaşlık -karşılıklılık, tereddüt ve öfke-, kolektif bir hayatın imkânları doğabilir: Negatif ütopyalar, önce boşluğu görenlerin, boşluğu öne koyanların komününde yeşerir.” [1]

– Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden

Y Tu Mamá También’i, birkaç ay önce, Zizek’in favori Criterion Collection filmleri listesinde gördüğümde izleme listeme almıştım. İzleyebilmek bu geceye nasipmiş. Filmdeki, klasik, abazan ergen hezeyanlarını bir kenara bırakırsak eğer; bence asıl olarak, bir kadının trajedisini, yan hikayelerle harmanlayarak anlatıyor, bu film.
devamını oku…

Il conformista (1970) filmi hakkındaki düşüncelerim

Pazartesi, 31 Eki 2016 yorum yok

conformist-1-marcello-clerici

Ortalama bir insan olduğunuz için hiçbir şey anlamadınız. Ortalama bir insan; bir canavardır, tehlikeli bir suçludur, bir konformisttir, ırkçı, köle taciri ve politikaya ilgisiz bir kişidir.”  [1]

Pier Paolo Pasolini

Bertolucci’nin Novecento filminde, tam olarak umduğum tadı bulamamıştım, ancak yönetmenin daha genç bir yaşta yönettiği Il conformista‘dan büyük bir lezzet aldım. Gerçi hakkını teslim etmek lazım, Novecento’da esasen kötü bir film sayılmaz.

Tipik bir orta yolcu olan, burjuvazinin bağrından kopup gelen kahramanımız (daha doğrusu anti kahramanımız) Marcello Clerici(Jean-Louis Trintignant), toplumun dönen çarklarında ezilmemek adına her şeyi yapmaya hazır, faşist bir gizli polistir. Hayatı boyunca güdülerini bastırmak için debelenen, “normal” olmayan yanlarını törpülemekle uğraşan bir toplum kurbanıdır. Çünkü içinde bulunduğu düzen baskıcıdır, çünkü düzen acımasızdır, ve bu düzende farklılıklara kesinlikle yer yoktur.

devamını oku…

Tess (1979) filmi üzerine düşüncelerim

Cumartesi, 17 Eyl 2016 yorum yok

tess-1979-natassia-kinski

Farklı bir evrende hissettiren, farklı duyguları duyumsatan filmleri severim; Tess‘te böyle bir film, geçtiği dönemi, 19. yüzyıl İngiltere’sini ne kadar yansıtmış bilemem. Fakat kesinlikle bambaşka bir atmosferi var.

İlk olarak Paris, Texas‘ta gördüğüm, alman aktris Nastassja Kinski‘nin baş rolünde oynadığı, İngiltere taşrasında geçen film, köylü kızı Tess’in, başından geçen dramatik olayları şiirsel bir dille işliyor. Pastoral bir iklime sahip olan film, Victoria devri İngiltere’sinde geçmesine rağmen çekimleri Fransa kırsalında gerçekleştirilmiş; Görsellik ve atmosfer olarak, Barry Lyndon‘a benzetsem de, mekanlara sadık kalma hususunda gördüğünüz gibi birbirlerinden ayrılıyorlar.

devamını oku…