arşiv

‘Diğer Düşüncelerim’ kategorisi için arşiv

Çürüyen bir evrende geviş getirmek: Cioran ve Çürümenin Kitabı

Pazartesi, 17 Nis 2017 yorum yok

“Gece aynı zamanda bir güneştir.” – Zerdüşt [1]

Bu yazıda, ilk olarak Emil Michel Cioran’nın Çürümenin Kitabı’nı ve ardından Friedrich Nietzsche’nin Herkes ve Hiç kimse için yazdığı Böyle Buyurdu Zerdüşt’ünü, düşünürlerin yaşam öykülerini de işin içine katarak biraz didikleyeceğim. Şunu da belirtmeliyim: bu inceleme yazısını daha çok Çürümenin Kitabı üzerinde yoğunlaştırdım. Yazıdan maksimum verim alabilmeniz için, her iki kitabı da okumanızı tavsiye ederim.

Çürümenin kitabı, esaslı ve yoğun bir tecrübe vaat eden, uykusuz gecelerin ve hastalığın(insomnia) hakikatlerinden doğmuş olan sağlam bir düşünsel eserdir. Cioran’ın gençlik dönemi yapıtlarındaki lirik üslubu, Fransızca’da kaleme aldığı bu ilk eserde yer yer klasisizme varmıştır: “bütün mutlaklarını salgı bezlerinin sefilliğinden almış olan duygular” olabildiğince yerden yere vurulmuş, buna karşılık gecenin ve tan vaktinin en koyu düşünceleri ise daha yoğun bir şekilde yazıya dökülmüştür.

devamını oku…

Y Tu Mamá También (2001) filmi hakkındaki düşüncelerim

Salı, 14 Mar 2017 yorum yok

“Yok olurken… dünya da yok olurken, ölüm, tesadüfi olarak bir adım mesafede/ ötede/ beride dururken, bu ölümün peşinden/ önünden, facianın yanı sıra, hep beraber giderken… ortak hiçbir şeyleri olmayanların ortaklığında, ölümü -hayatı- anlamlandıracak bir duygudaşlık -karşılıklılık, tereddüt ve öfke-, kolektif bir hayatın imkânları doğabilir: Negatif ütopyalar, önce boşluğu görenlerin, boşluğu öne koyanların komününde yeşerir.” [1]

– Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden

Y Tu Mamá También’i, birkaç ay önce, Zizek’in favori Criterion Collection filmleri listesinde gördüğümde izleme listeme almıştım. İzleyebilmek bu geceye nasipmiş. Filmdeki, klasik, abazan ergen hezeyanlarını bir kenara bırakırsak eğer; bence asıl olarak, bir kadının trajedisini, yan hikayelerle harmanlayarak anlatıyor, bu film.
devamını oku…

Dr. Strangelove (1964) filmi üzerine düşüncelerim

Salı, 28 Şub 2017 yorum yok

Dün öğle vakti, Stanley Kubrick’in, 2001: A Space Odyssey’den hemen önce çektiği Dr. Strangelove’ı izlerken hayatın ne kadar da pamuk ipliğine bağlı bir şey olduğunu, pek aşina olmadığım farklı bir perspektiften: siyasetçiler, rütbeliler, askerler ve savaşlar üzerinden görme olanağını buldum.

Kuşkusuz, savaşmayı seviyoruz. Ufak çaplı kişisel çatışmalar, hayatın tuzu biberi. Fakat büyük savaşlar sırasında, aslında büyük bir dünya savaşı aramamıza gerek yok; örneğin, basit bir kavga da bile, içimizdeki caniyane eğilimleri, bön yanımızı daha net anlayabiliyoruz. Peki ilerleme fikri, içimizdeki bu caniyane eğilimi söküp atabildi mi? Yoksa, sadece geçmişe göre, daha “incelikli” ve sistemli toplu kıyımlar yapabilmemize olanak mı sağladı?

devamını oku…

Flütle yapılmış iki güzel müzik

Cuma, 23 Ara 2016 yorum yok

flut

Blok flüt, işinin ehli olanlardan saatlerce dinlenebilirken; bilmeyenin elinde -mesela ben- işkence aletine dönüşebilen bir enstrüman. Doğrusu, her enstrüman böyle. Ancak ilkokullu veletler sağ olsun, flüt zulmüne daha fazla maruz kaldığımız için böyle bir giriş yaptım sanırım.

devamını oku…

Kırk yaşından fazla yaşamak ve Dostoyevski

Cumartesi, 19 Kas 2016 yorum yok
dostoevskij_1863
Kuşkusuz, Fyodor Dostoyevski’nin yaşamında, henüz yirmi sekiz yaşındayken, idam cezasına çarptırılmış olmasının derin bir etkisi vardır. Bu cezadan, son anda paçayı kurtarmıştır. Ve ömrünün geri kalanında; hem psikoloji, hem de edebiyat dünyasını sarsan romanlarını yazmaya devam etmiştir. İdam cezasıyla yargılanması ve Sibirya’da sürgünde geçirdiği dört sene eserlerine doğrudan yansımıştır. Dostoyevski, Yeraltından Notlar’da (Zapiski iz podpolya) kırk yaşından fazla yaşayanları birer namussuz olarak nitelerken; sıra kendine geldiğindeyse, açık sözlülükle, en az yetmişini görmeyi arzuladığını itiraf ediyordu. Ancak kaderin bir cilvesi olsa gerek, kendisi sadece 59 yaşına kadar yaşayabildi.

devamını oku…

Üç Kitap Üç Alıntı – Ağustos 2016 Notlarım

Cumartesi, 27 Ağu 2016 yorum yok

babalar-ve-ogullar-fotograf-uzerine-dusunceler

Bu yaz pek kitap okuyamadım, ancak bu ay birazcık okuma fırsatı bulabildim. Ağustos ayı okumalarımdan, buraya bazı notlar düşeceğim.

Bu ayki kitaplar; İvan Sergeyeviç Turgenyev‘in en meşhur eseri olan Babalar ve Oğullar isimli romanı, Marcus Aurelius‘un Düşünceler adlı felsefi yapıtı ve Susan Sontag‘ın sanat, felsefe kategorisinde değerlendirebileceğimiz Fotoğraf Üzerine isimli eseri.

devamını oku…

Güney Kurtalan Ekspresi Seyahatim

Cumartesi, 30 Tem 2016 yorum yok

tcdd-malatya-gar

Devlet Demiryollarının, haftanın beş günü (pazartesi, çarşamba, cuma, cumartesi ve pazar günleri) Ankara-Kurtalan-Ankara durakları arasında hizmet veren, Güney Kurtalan treniyle geçtiğimiz Haziran ayında Diyarbakır – Malatya arasında iki kez yolculuk yaptım.

devamını oku…

İngilizce öğrenmek için internette faydalanabileceğiniz şeyler

Pazartesi, 25 Nis 2016 yorum yok

english-text

İnternet üzerinde İngilizce öğrenmek için yararlanabilecek çok sayıda ücretli ve ücretsiz; yazılı içerikler, eğitim videoları, uygulamalar ve diğer pek çok şey var. Bu yazıda şimdiye dek yararlandığım kaynaklardan sadece ücretsiz olanlara değineceğim; Birçok PC kullanıcısı gibi ben de İnternet’teki içeriğe para ödemeyi tercih etmediğimden daha çok bedava olanlardan istifade etmeye çalıştım. Ve şunu söyleyebilirim ki, ücretli ve ücretsiz olanlar arasında bir uçurum yok.

devamını oku…

Üç Kitap Üç Alıntı – Mart 2016 Notlarım

Pazar, 27 Mar 2016 yorum yok

dovus-kulubu-gozyaslari-ve-azizler-yalnizliklar

Mart ayında, hem tür hem de konu itibariyle birbirinden farklı kitaplar okudum.

Bu ayki kitaplar; Chuck Palahniuk‘nin Dövüş Kulübü isimli romanı, Emil Michel Cioran‘ın Gözyaşları ve Azizler isimli deneme kitabı ve Hasan Ali Toptaş‘ın Yalnızlıklar adlı şiir kitabı.

devamını oku…

Bach ve Chopin’den Kışın Dinlenecek Birer Eser

Cumartesi, 30 Oca 2016 yorum yok

3subflickr

Müziğin zamanı olmaz tabi, fakat kışın dinlemenin ayrı bir güzelliği var. Misal Chopin’in besteleri, sonbahar – kış aylarında dinlenildiğinde, ruha daha etkili bir biçimde nüfuz eder.

Bach’ın ise her mevsimin tonunu içinde barındıran, birbirinden farklı çok sayıda eseri var.

Arka planlarında Bach’tan BWV 639 ve Chopin’den Nocturne in C sharp minor‘e yer verdiğim kış mevsimi temalı iki tane video hazırladım.

devamını oku…